Adres
İstanbulAerobik ve Anaerobik Bölge
Herkese merhaba, bu yazımızda sizlere antrenman
biliminin temeli olan aerobik ve anaerobik terimlerinden bahsedeceğiz.
Vücudumuzda enerji üretimi iki farklı başlık adı altında gerçekleşir: oksijenli
(aerobik) ve oksijensiz (anaerobik) sistemler. Bu iki sistemin ölçümü ve
değerlendirmesi ile sporcu hakkında detaylı bilgilere ulaşırken, antrenman
planlaması ve takibi için sporcunun fizyolojik haritası çıkarılır. Aşağıda
sırasıyla şu başlıkları inceleyeceğiz:
·
Aerobik
Bölge Nedir?
·
Aerobik
Sistemin Spordaki Önemi
·
Aerobik
Bölgenin Dayanıklılık Sporları ve Recovery ile İlişkisi
·
Aerobik
Antrenmanlar Fizyolojik Olarak Nasıl Etki Yaratır?
·
Anaerobik Bölge Nedir?
·
Aerobik
ve Anaerobik Bölge Nasıl Belirlenir
1)Aerobik Bölge Nedir?
Aerobik
bölge, gündelik yaşamımızda birincil enerji kaynağımızdır. Gündelik yaşamın
içerisinde evde otururken, bir şeyler yerken, yürürken, çalışırken gerekli olan
enerjimizi oksijenli sistem karşılar. Spor kısmına bakacak olursak da düşük ve
orta şiddetli eforlarda da birincil enerji kaynağımız aerobik glikolizdir.
Peki, aerobik glikoliz nasıl çalışır?
Aerobik
sistemle enerji üretiminde glikoz (karbonhidrat) ve yağ asitleri (yağlar)
hücrenin mitokondrisine taşınır ve burada oksijen ile reaksiyona girerek ATP
(adenozin trifosfat), su ve karbondioksit ortaya çıkar.
Düşük
şiddetli ve uzun süreli aktivitelerde yağlar birinci enerji kaynağıdır. Yağ
asitleri uzun zincirli yapıda oldukları için parçalanma süreçleri daha zordur;
bu yüzden aktivitenin şiddeti arttıkça enerji ihtiyacını karşılamakta yağlar
yetersiz kalacak ve glikozun kullanımı artacaktır.
Aerobik
Sistemde Enerji Üretiminin Denklemi:
C6H12O6 + 6O2 → 6CO2 + 6H2O + 36–38ATP
Yukarıda
denklemdeki terimlerin açılımları şu şekildedir:
Denklemin
girdileri:
C6H12O6 → Glikoz
6O2 → 6 Molekül Oksijen
Denklemin
çıktıları:
6CO2 → 6 Molekül Karbondioksit
6H2O → 6 Su Molekülü
36 veya 38 ATP
Aerobik
Sistemin Spordaki Önemi
Enerji
sistemlerini aerobik ve anaerobik olarak iki bölüme ayırdığımızı bahsetmiştik.
Peki, bu ikisinin arasında tam sınıra ne denir? Aerobik ve anaerobik sistemin
arasında "eşik" adı verilen bir bölge vardır. Aktivitenin şiddeti
arttıkça oksijenli sistemden oksijensiz sisteme doğru enerji kaynağı
değişmektedir. Anaerobik glikoliz sonucu ortaya çıkan laktat ve yüksek glikoz
ihtiyacı yüzünden anaerobik sistem, sürdürülebilirlik açısından verimli
değildir. Sporcular aerobik sistemi ne kadar geliştirirlerse, oksijeni o kadar
fazla kullanarak daha sürdürülebilir bir efor sergilerler. Bu bilgiyi bir örnek
ile açıklamak istiyorum:
Ahmet ve
Melih aynı boyda, aynı yaşta, aynı antrenmanları yapıyorlar. İkisinin de
anaerobik eşiği 280 W değerine denk geliyor. Bu iki sporcu da 280 W değeri
üzerinde kısa süreler performansı devam ettirme yeteneğine sahiptir. Eşiğin
üzerinde laktat üretimi artacağı için vücut bu laktat üretimini tolere edemez
ve zamanla performansta azalma gözlemlenir.
Şimdi, sporcumuz Ahmet’in antrenman içeriğinde bazı değişiklikler yaparak
aerobik sistemi geliştirdiğimizi varsayalım. Ahmet’in güncel eşik değerini 300
W seviyesine çıkardık; Melih’in ise eşik değeri halen 280 W. Yeni değerleri göz
önüne aldığımızda, gelişmiş bir aerobik rezerve sahip olan Ahmet, 280 W
değerinde daha uzun süreler geçirebilir çünkü yeni eşiği 300 W seviyesinde.
Melih ise 280 W seviyesinde eşiğe gelmiş olacak ve bu değerde Ahmet’e kıyasla
daha kısa süre vakit geçirebilecektir.
Aerobik
Bölgenin Dayanıklılık Sporları ve Recovery ile İlişkisi
Dayanıklılık,
performansın azalmadan devam ettirilebilme yeteneğidir. Uzun bir sürüşe
çıktığınızda, sürüşün başlarında verdiğiniz W değerlerini, sürüşün son
kısımlarına kadar minimal azalmalarla devam ettirebiliyorsanız, dayanıklı bir
sporcusunuzdur. Aslında uzun sürüşlere de gerek yok; spor biliminde 7-8
saniyelik eforlardan itibaren performansı koruyabiliyorsanız dayanıklı
sayılırsınız. Dayanıklılığı tabir ederken spor branşının gereksinimleri de
önemlidir. 100 metre koşucusu hızlandıktan sonra hızını korumaya odaklanır. Bu
sporcu, enerji ihtiyacını anaerobik alaktik ve ATP-PC sistemi kullanarak
karşılar. Bunlara yazının ilerleyen bölümünde değineceğiz, ama şimdi aerobik ve
dayanıklılık arasındaki müthiş ilişkiden bahsedelim.
Dayanıklılık
sporları, uzun süreli ve devamlılık gerektiren aktivitelerdir. Bu aktivitelerde
şiddetin düşük olmasının sebeplerinden birisi de enerji ihtiyacıdır.
Dayanıklılık sporlarında birincil enerji metabolizması aerobik sistemdir ve
enerji kaynağı olarak yağ asitleri kullanılır. Yağ asitleri oksijen ile
reaksiyona girmesi sonucu ATP oluşur. Aerobik sistemin dayanıklılık sporları
için oldukça önemli olmasını şu konu başlıkları ile ele alabiliriz:
Aerobik
Antrenmanlar Fizyolojik Olarak Nasıl Etki Yaratır?
•
Kalp atım hacminde artış
• Kılcal damar ağının sıklaşması
• Mitokondri sayısında artış
• Mitokondri hacminde artış
• Solunumun gelişmesi
• Kas dayanıklılığında artış
2) Anaerobik
Bölge Nedir?
Anaerobik
sistem, kısa süreli, yüksek şiddetli eforlarda birincil enerji sistemidir.
Glikozun oksijensiz ortamda yıkılmasıyla enerji üretimi sağlanır. Anaerobik
solunum sonucu ortaya çıkan H⁺ iyonları, kan pH seviyelerini düşürerek
performansı olumsuz yönde etkiler. Sürdürülebilirlik açısından aerobik sistem,
anaerobik sisteme kıyasla daha kısa süreler enerji sağlar. Spor branşına ve
sporcunun form durumuna bağlı olarak değişse de, 30 ila 180 saniye arasındaki
süre, anaerobik sistemin en verimli şekilde çalıştığı süre olarak kabul edilir;
bu süreden sonra aerobik sistemin enerji üretimindeki katkısı artmaya başlar.
Oksijensiz enerji üretim sistemini iki başlık altında inceleyebiliriz:
•
ATP-PC (Adenozin Trifosfat-Fosfokreatin): Kısa süreli ve maksimum
şiddette yapılan aktivitelerde birincil enerji kaynağıdır. Ani ve şiddetli
yapılan aktivitelerde hücrede depolanan düşük miktarda ATP 1-2 saniye enerji
vermeye yetecektir. 1-2 saniyeden uzun şiddetli aktivitelerde ise fosfokreatin
sistemi devreye girer ve kısa süreli (10-15 sn) enerji ihtiyacını karşılamaya
yardımcı olur. Fosfokreatin (CP) kasta depolanır ve kısa süreli eforlar için
oldukça önemlidir; performansı arttırmak için kreatin monohidrat takviyeleri
alınabilir.
•
Anaerobik Glikoliz: Fosfokreatin sistemin 10-15 saniye enerji
sağladıktan sonra anaerobik laktik sistem kullanılır. Oksijensiz olarak enerji
üretilen laktik sistemde kısa süreli yüksek enerji ortaya çıkar. 30-180
saniyeye kadar olan şiddetli eforlarda birinci enerji kaynağıdır, süre uzadıkça
aerobik sistemin enerji üretimindeki payı artar. Kısa ataklarda, velodrom
yarışlarında, sprint finishlerde ve benzer eforlarda enerji ihtiyacını
karşılar.
Anaerobik
Sistemin Kimyasal Süreci:
C6H12O6 (Glukoz) → 2C3H6O3 + 2ATP
Aerobik
ve Anaerobik Bölge Nasıl Belirlenir
Doğrudan
Yöntemler
• Laktat Testi
• VO2 Testi
Dolaylı
Yöntemler:
• FTP Testi
• Kalp Atım Hızı
• RPE Değeri
• Konuşma Testi
Kaynakça:
1) Stepto,
N. K. et al (2001). Metabolic demands of intense aerobic interval training in
competitive cyclists. Medicine & Science in Sports & Exercise, 33(2),
303–310.
2) Arıkan,
Ş., & Revan, S. (2020). The Effect of Bicycle Training Program on Aerobic
and Anaerobic Performance. Turkish Journal of Sport and Exercise, 22(1), 19-23.
3) Huonker,
M., Halle, M., & Keul, J. (1996). Structural and functional adaptations of
the cardiovascular system by training. International journal of sports
medicine, 17(S 3), S164-S172.
4) BROOKS, G. A. (1985). Anaerobic
threshold: review of the concept.
5) Ghosh, A. K. (2004). Anaerobic
threshold: its concept and role in endurance sport. The Malaysian journal of
medical sciences: MJMS, 11(1), 24.